02 Aralık 2016

“YAŞAMA ve ÇALIŞMA SEVİNCİ, KRİZDE MOTİVASYONU KAYBETMEME” KONULU KONFERANS...


Dökmen ve Zoto...
Psikolog, eğitimci ve yazar ve "20 yıllık hatırlı konuğumuz" Prof. Dr. Üstün Dökmen, geçtiğimiz hafta, Armada Otel’de bir konferans verdi. Dökmen, “Yaşama ve Çalışma Sevinci, Krizde Motivasyonu Kaybetmeme” başlıklı Konferansta, herkesin ve özellikle çalışan kesimin, kriz dönemlerinden olumsuz etkilenmemesi için neler yapabileceklerini anlattı. Verdi ve Ravel’in bestelerinden örneklerle desteklenen Konferans, başta turizm ve iş çevreleri temsilcileri olmak üzere dinleyiciler  tarafından ilgi ile izlendi. Konferans’tan sonra Armada Başkanı Kasım Zoto, 20 yıldır İstanbul’a her gelişinde yalın bir estetiğe sahip olduğu için Armada Otel’de kaldığını da belirten Üstün Dökmen’e bir teşekkür anısı olarak heykeltraş Bihrat Mavitan’ın eseri “Meçhule Bir Anıt” adlı heykelcik sundu.

Kasım Zoto, Üstün Dökmen ve Murat Çelikel...
Murat Çelikel de Ankara'lı olup, 20 yıldan fazladır İstanbul'a her gelişinde
sürekli Armada'da kalan hatırlı konuklardan...
Dökmen, çizer Kamil Masaracı ile...

"Meçhule Bir Anıt"- Bihrat Mavitan














Konferanstan Bazı Notlar...
Yılmazlık ya da Yılgınlık
İnsanların yaşamdan bıkkınlıkları, sindirilmişlikleri, karamsarlıkları, yılgınlıkları, paniklemeleri, çökkünlüklerinin yaygın olduğuna dikkat çeken Dökmen, her krizde iki temel tepkinin görüldüğünü söyledi: 1) Yılmazlık; zorlukları yenme gücü, 2) Yılgınlık. Yılmazlığın öne çıktığı, refah ve eğitim düzeyi yüksek batı toplumlarında çocuklara daha küçük yaşta en güç ve en riskli doğa sporları yaptırılarak mücadeleci yapı kazandırıldığını, az gelişmiş, eğitim düzeyi düşük toplumlarda da yılgınlığın baskın olduğunu örneklerle belirtti. 

Yaşam Yarım Porsiyon Yaşanmamalı
Dökmen, “Yaşama Yerleşmek” başlıklı kitabında da değindiği gibi, kaliteli yaşamanın yaşama yerleşmeyi gerektirdiğini, bunun da bir koltuğa oturmaya benzediğini belirtti: “Bir sandalyeye, koltuğa, sedire kendimizi bırakarak, yayılarak yerleşmek de mümkündür, eğreti bir şekilde oturmak da… Benzer şekilde yaşama, bütün varlığımızla, varoluşumuzla yerleşmek de mümkündür, eğreti bir şekilde ucundan ilişmek de… Bir at üstüne tam yerleşmeyen süvariyi nasıl üstünden atarsa, yaşam da kendine tam yerleşmeyenleri, bir anlamda yeterince uyum sağlayamayanları üstünden atar, devre dışı bırakır. Yaşam yarım porsiyon yaşanmamalı!
Konferans konuklarımız
Armada Salon'da 









Aptal Hans’ın Masalı
Mutlu olmanın, çevreyi de mutlu etmeyle çok ilişkili olduğuna dikkat çeken Dökmen,
Grimm Kardeşler’in Aptal Hans masalını örnek verdi. Ustası, uzun yıllar çalıştığı işten ayrılıp köyüne dönecek olan Hans’a emeğinin karşılığı olarak onu çok zengin edecek kadar külçe altın verir. Eve dönerken Hans yorulur. Yolda gördüğü atlının atıyla altınları değişir. Hans mutlu olmuştur. Atı sonra inekle değişir. Yine mutlu olmuştur. İneği kazla, kazı da bileyi taşıyla değişir, eve eli boş gelir. Dökmen, “Aslında hepimiz birer Aptal Hans gibi değil miyiz?” diyerek, insanın gençliğinin en değerli yıllarını, bir diploma ile, özgürlüğünü bir iş, bir maaş ile değiştirdiğini, aynı döngünün doğan çocuklarla da sürdüğüne dikkat çekti.


Verdi'nin Nabucco operası, Ravel'in Bolerosu
Dökmen, konuşması sırasında insan yaşamının nasıl bir son ile tamamlanacağının önemine de değindi ve o sırada fonda Verdi'nin Nabucco operası ve Ravel'in dünyada ilk kez "best seller" olmuş klasik müzik eseri Bolero'sundan bölümler dinletti. Esasen farklı enstrümanların eklenmesiyle de olsa aynı melodiyi 16 dakika tekrarlayan Bolero, bir bale/dans müziği olmakla birlikte, çok tanınan o melodinin herkeste farklı çağrışımlar yarattığını, finalinin ise 16 dakikalık gerilimi boşaltan muhteşem bir "kreşendo" olduğunu vurguladı. Verdi'nin Nabucco operası ise konusu Asur döneminde geçmekle birlikte, bestelendiği dönemde Avusturya işgali altında bulunan Kuzey İtalya'da ünlü "Esirler Korosu" ile İtalya'da bir ulusal özgürlük marşına dönüşmüştü. Bugün bile İtalya'da aynı heyecanı yarattığı biliniyor. Dökmen, herkesin kendi yaşamı için belirlediği amacın ve bırakacağı izlerin en anlamlı "son" olacağını tekrarladı...


Mutluluğun Tanımı
Takvim yaşının önemli olmadığını, önemli olanın yaşam karşısında bu tuhaf alışverişte mutlu olabilmek olduğunu vurgulayan Dökmen, mutluluğu da şöyle tanımladı: “Üret! Üretirken az biraz mutlu oluyorsan, işte mutluluk odur. Ölürken iyi bir final bırakmak da öyledir. Sen doğarken ağlıyordun, etrafındakiler gülüyordu, öyle bir finalin olsun ki, sen ölürken etrafındakiler ağlasın, sen gülebilesin!




Dökmen Armada ekibi ile...

Cumhuriyet'ten...



KaydetKaydet

02 Eylül 2016

İstanbul'un Tam Zamanı! Armada'da 3 Gün Bayram Konaklaması...



30 Temmuz 2016

"Bayan Nina"mız Gitti...


Başkanımız Kasım Zoto'nun annesi, yakınlarının ve Armadalıların "Bayan Nina"sını kaybettik... 1926'da İstanbul, Arnavutköy'de doğan Olimpia Zoto, bir İstanbullu Rum ailenin kızı ve I. Dünya Savaşı'ndan sonra Arnavutluk'tan İstanbul'a göçen Ramiz Zoto'nun eşiydi. İlk çocukları Diana Zoto oldu. İkincisi de Kasım Zoto... Diana'nın oğulları Cem Kasidecioğlu ve Ahmet Demir Özkal'ın, Kasım Zoto'nun kızları Mira Zoto ve Maya Zoto'nun sevgili "yaya"larıydı. Müjde Mısırlı Zoto'nun ve Serli Özpenbe Özkal'ın sevgili kayınvalidesi...
Cenaze töreni, yarın (31 Temmuz 2016, Pazar) saat 14.00'de Şişli, Metamorfosis Rum-Ortodoks Kilisesi ve Mezarlığı'nda yapılacak... Bütün dinlere inanan Bayan Nina, yaşamı boyunca hep iyilik yapmış, herkes için iyilikler dilemişti... Son günlerini de Armada'da geçirmişti... Bütün Armadalılar onu sever, sayardı... Ruhu şad olsun...

03 Temmuz 2016

Adımızı Donanmasından Aldığımız Barbaros Hayrettin Paşa'nın Vasiyeti...


"Öldüğüm zaman beni denizin sesini duyacağım bir yere gömünüz!" diyen Barbaros Hayrettin Paşa, leventleri için yaptırdığı evlerin yeri için de denize ve donanmasının demirlediği yere en yakın bir noktayı; Ahırkapı'yı seçmişti...
Bizim adımız da işte vaktiyle o evlerin bulunduğu yerde ve onların restitüsyonu ile inşa edildiğimiz için "Armada"!
Bkz: Armada Otel Binası

Armada Otel'in dış cephesinde, Heykeltraş Namık Denizhan'ın eseri Barbaros Hayrettin Paşa rölyefi...


Bugünkü gazetelerde aşağıdaki haberi görünce buradan da paylaşalım istedik:

Barbaros Hayrettin Paşa vasiyetinde tüm malvarlığını eğitime bağışlamış

Ölümünün üzerinden 470 yıl geçmesine rağmen dünyanın en çok bilinen denizcileri arasındaki yerini koruyan Barbaros Hayrettin Paşa'nın hayatını araştıran Dr. Nejat Tarakçı, paşanın vasiyetiyle ilgili olarak, "Bu saygın denizcinin vasiyetnamesi de en az yaşamı kadar ilgi çekicidir. Hayrettin Paşa, bütün malı, mülkü ve parasının eğitime harcanmasını vasiyet etmişti" dedi."Öldüğüm zaman beni denizin sesini duyacağım bir yere gömünüz" vasiyeti nedeniyle Beşiktaş'taki türbeye gömülen Barbaros Hayrettin Paşa, deniz tüccarı, korsanlık, beylerbeyliği ve Kaptan-ı Deryalık yapmıştı.
Milliyet'ten Gökhan Karakaş'a konuşan Nejat Tarakçı'nın açıklamaları şöyle:

"Mükemmel yönetici"
“Her ulusun gurur ve övünç kaynağı olan kişiler vardır. Bizim için bunların başında Atatürk gelir. Biri de Barbaros Hayreddin Paşa. Osmanlı siyasetine damgasını vuran zeki ve ileri görüşlü Pargalı İbrahim tarafından İstanbul’a çağrıldı. Yedi dil bilen Barbaros Hayreddin Paşa, cahil bir korsan değildi. Cesur ve dayanıklıydı; mükemmel bir yönetici, olağanüstü bir stratejist ve yetenekli bir devlet adamıydı. Ancak Pargalı İbrahim Paşa’nın 1536’da öldürülmesinden sonra Barbaros divanda yalnız kaldı. 

"Parasının eğitime harcanmasını istedi"Yine de Kanuni’ye, deniz gücünün kara gücünden daha az önemli olmadığını kanıtladı. 27 Eylül 1538’de kazanılan Preveze Zaferi ise dünya denizcilik tarihinin dönüm noktalarından biri oldu. Bu saygın denizcinin vasiyetnamesi de en az yaşamı kadar ilgi çekicidir. Hayrettin Paşa, bütün malı, mülkü ve parasının eğitime harcanmasını vasiyet etmişti Hayrettin Paşa’nın İstanbul’un çeşitli yerlerinde evleri, dükkanları vardı. Hepsini Beşiktaş meydanındaki medresesine gelir temin etmek üzere vakfetmişti. Medresesindeki herkese maaş bağlamıştı. Özellikle eğitim gören çocuklara, kütüphane memurlarına, medrese çalışanlarına 2-20 akçe arasında değişen maaşlar veriyordu.

Kaynak: T24

29 Nisan 2016

2016 Dünya Dans Günü'nüz Kutlu Olsun!

Armada ve Dans...

Kurulduğumuz 1994'den beri birbirinden hiç ayrılmayan ikili!
Ve bugün, yine bir uluslararası Dünya Dans Günü... 
2004 Dünya Dans Günü'nde Ümit İris ve resmi bildiriyi okuyan Seval Uğur... 

Bu yılın resmi mesajı da Dünya Dans Konseyi Başkanı Alkis Raftis tarafından kaleme alınmış. Raftis, 2016 Dünya Dans Günü'nü, insanların en temel ihtiyaçlarından biri olan "dans"ı öğretmek için, yaşanan tüm ekonomik krizlere rağmen, kapılarını açık tutmaya çalışan "Dans Okulları"na adamış...
Sahnelerde gözükmeyen ama dans derslerinde danseden sayısının, göz önünde olanlardan on misli fazla olduğuna da dikkat çekmiş...

Ne diyelim; dans hiç eksilmesin hayatınızdan ve
Dünya Dans Günü'nüz kutlu olsun!